18 Ocak 2016 Pazartesi

Geçmiş Üzerine

Ne ola ki bu "geçmiş"? Geçmiş, bana kalırsa insanın tecrübe madalyalarından ibaret olmalı. Geçmişte her yaptığı olaydan iyisiyle, kötüsüyle tecrübe çıkarılmalı. Ne kadar reddetsenizde bunu geçmiş, tecrübeye denktir. Bardağın ne dolu tarafını, ne de boş tarafını görün değerli okurlarım. Bardağı olduğu gibi görün. İşte o zaman görüşünüz hiç olmadığı kadar genişleyecektir. Yarı dolu, yarı boş diye tabir etmeyin. Güzel işlemeli, içinde taze, soğuk su ve yarısı taze, ferah hava ile dolu olan bir bardak olarak görün objeyi. Yarısı dolu ya da yarısı boş değil. İşte o zaman o bardak zihninizde içinde yarı boş ya da yarı dolu bir su kabı olmaktan çıkar.  Ne susuz bardağın ne de bardaksız suyun ifade etmediğini anlarsınız. Geçmiş işte böyle bir şeydir. Dersler vardır her yerinde. İlk kazandığınız oyun, ilk aşık olduğunuz kişi, ilk tuttuğunuz takımın maçını izlerken tuttuğunuz takımın yenmesi, ilk arkadaşınız, ilk öpücüğünüz. Ya da, ilk kaybettiğiniz oyun, ilk çirkin bulduğunuz kişi, ilk tuttuğunuz takımın maçını izlerken tuttuğunuz takımın yenilmesi, ilk nefret ettiğiniz kişi, ilk kavganız. Hangisi daha berrak görünüyor zihninizde? Olumlu olanları dolu, olumsuz olanları boş olarak algılayacaksınız büyük bir ihtimalle. Hemen öyle hızlı davranmayın. Hepsini harmanlayın. Hepsinin size kattığı ve katmaya devam ettiği tecrübeleri düşünün. Hepsini sevin. Hatalarınızdan utanmayın. Hata yapmaktan da korkmayın.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder