27 Haziran 2015 Cumartesi

Ruh duşu

Dışarıda hava yok, kabuğundan çıkma asla. Kabuğun ne kadar incelse çatlasa da sen vurma son darbeyi. Bırak, kendisi parçalansın. Aciz kollarını aç ölüme... Elinden gelmeyecek hiç bir şey. Ne bir ses, ne bir esinti, ne bir sıcaklık... Soğuk dışarı. Sana görülen "sonsuzluk" değil huzur. Seni öldürecek tek dem. Kabuğunda güvende olacaksın, ne kadar ezilsen, acı çeksen de.

Bazen bildiğin en kötü şey, bildiğin en büyük korku; başına gelince o kadar da yabancı olmadığını anlayacaksın o kin ve nefretin. Aslında içinde seninle beslenmiş o korku, o kötülük, o nefret, o kin... Ayrı bir birey olmak için uğraşır sürekli. Gülünç... Gülüyorum işte bu saçmalığa, ne kadar iğrenç bir evrende yaşıyorum böyle ben? Ait değilim buraya. Ölüme bile yaşama olduğu kadar yabancıyım. Ben ait değilim buraya, ne daha iyiye, ne de daha kötüye aitim. Ben hiçim. Hiç... Boşluğum ben. Aklına asla gelmeyen şeyim. Aklına asla gelmeyecek olan şeyim. Asla bilinmeyenim ben. Ve hep bilinenim aynı zaman da. Görülmeyenim... Hissedilenim ben. Ben... Ben neyim...?