26 Ağustos 2015 Çarşamba

Hayaller, Yani; Hedefler

Tüm hayaller, bir gün kırılmak için kuruluyor ise; ne farkı kalıyor hayal kurmanın çocuklar gibi minderlerden kuleler yapmaktan? 


Hayaller, elbet bir gün kırılmak için kurulması düpedüz aptallıktır ve uçurum derecesinde bir hatadır. O denli bir hatadır ki; bu hatanın tekrarı çok pahalıya mâl olacaktır bireye. Bireysel  hedef varsayımı olan bireylerin hedeflerinden söz ediyoruz burada. Uçuk masallardan değil. Eğer uçuk bir masala inanacak aptal ise, o aptal birey hiç bir uçuk masalın gerçek olmadığını, kendi uçuk masalı gerçek olmadığını öğreninceye kadar anlayamaz. Hatasını daha kavramadan önce; kendi söylediği yalana kendisi inanmaya başlar bir müddet içinde. Hayatı yalandan itibaren uyduruk bir düzen alır ve bu hayattan birey büyük bir zevk, beklenti alamaz. Tabiri caiz ise "ne köy olur ne kasaba". Hayaller, bireyin gelişimi ve hedefine varımı için inanılmaz güdü, moral sağlayan kavramlardır. Bir birey daha çocukken kurmay subay olmayı düşünüyorsa, bu o bireyin karakterinin büyük bir kısmını yansıtır. Bu karakterinin savaşçı, disiplinli ve matematiğe yatkın olduğunu gösterir. Bireyin karakterinin törpülerini analiz etmek hayallerini anlayabilmek ile çok mümkündür. Boş, hayalleri olmayan insanlar da sosyal varoluş gereği toplumumuzda hayli safhada var olmakta.

**devam edecek**

27 Haziran 2015 Cumartesi

Ruh duşu

Dışarıda hava yok, kabuğundan çıkma asla. Kabuğun ne kadar incelse çatlasa da sen vurma son darbeyi. Bırak, kendisi parçalansın. Aciz kollarını aç ölüme... Elinden gelmeyecek hiç bir şey. Ne bir ses, ne bir esinti, ne bir sıcaklık... Soğuk dışarı. Sana görülen "sonsuzluk" değil huzur. Seni öldürecek tek dem. Kabuğunda güvende olacaksın, ne kadar ezilsen, acı çeksen de.

Bazen bildiğin en kötü şey, bildiğin en büyük korku; başına gelince o kadar da yabancı olmadığını anlayacaksın o kin ve nefretin. Aslında içinde seninle beslenmiş o korku, o kötülük, o nefret, o kin... Ayrı bir birey olmak için uğraşır sürekli. Gülünç... Gülüyorum işte bu saçmalığa, ne kadar iğrenç bir evrende yaşıyorum böyle ben? Ait değilim buraya. Ölüme bile yaşama olduğu kadar yabancıyım. Ben ait değilim buraya, ne daha iyiye, ne de daha kötüye aitim. Ben hiçim. Hiç... Boşluğum ben. Aklına asla gelmeyen şeyim. Aklına asla gelmeyecek olan şeyim. Asla bilinmeyenim ben. Ve hep bilinenim aynı zaman da. Görülmeyenim... Hissedilenim ben. Ben... Ben neyim...?

30 Mayıs 2015 Cumartesi

İlkel ve Modern Savaş

İlkel ve Modern savaşları birbirinden ayıracak olursak şöyle bir durum ortaya çıkıyor. Sanayileşmenin başlangıcıyla ilkel savaştan Modern savaşa ilk adımı atıyoruz.

**devam edecek**

3 Nisan 2015 Cuma

Cennet ve Cehennem ütopyası

Cennet ve Cehennem nedir öncelikle buyrun açıklayalım.

Cennet, köken olarak Arapça bir kelime olup, Türkçe Uçmağ demektir. Öldükten sonra Tanrı tarafından vaad edildiği sanılan bir ütopya olup; iyiler veya imanlıların bulunacağı ve sonsuz dünyevi ve somut ödüller, zenginlikler, zevkler içeren ironik bir mekandır. İronisi şuradadır ki Cennet soyut bir kavram olup içinde bulunan ödüller ve farklı farklı meyveler tamamen somut bilinçten oluşmaktadır. Kültürel olarak ödüller değişiklik gösterir. Mesela Yahudilik inancında mücevherler vaad edilirken; İslam inancında bakireler ve içki vaad edilmektedir. İyilik ve kötülüğün göreceli olduğu bir süregeliş olan yaşantımızda ileriye sürülen bu iyilik ve  kötülük kavramlarının modernizasyon ve sistemleştirmesi olarak; günah ve sevaplar olarak karmaşık olmayan ilkel puanlar belirlenmiştir. Mitlere bağlı olarak bu günah ve sevap kazanma olguları diğer dinlere göre tamamen olmasa da . Sosyal dayanışma ve...

Öncelikle en sık rastlandığım takıntı; günah işleme korkusu.

Günah işleme korkusu sadece ve yaygınca teist insanlarda gözüme çarpan şey. Özellikle yaşlı teistlerde. Hatta başkasının günah işlenmesini engellemeyi bir iyilik olarak görecek ve başka yaşantılara karışabilecek derecede olmasıdır.

10 Mart 2015 Salı

İlk notum

Herkese selamlar, aslında makalelerim böyle saçma sapan konular üzerine yürüyecek. Okumaya devam etmenizi hiç önermem. Kendimi geliştirmek için yazıyorum. Yine de arşiv için ufak tefek bilgiler alınabilir. İşte ilk notumu böylece sonlandırdım.